Dünyada en önemli araştırma kurumları arasında yer alan ve Almanya’da 1910 yılından beri çalışmalarına devam eden Friedrich-Loeffler Enstitüsü (FLI) meyve yarasası, gelincik, tavuk ve domuz üzerinde SARS-CoV-2 ile ilgili yaptığı araştırma sonucunda meyve yarasası ve gelinciğin hastalığa duyarlı olduğunu ancak tavuk ve domuzda bu tür bir duyarlılığın bulunmadığını açıkladı.

 

Almanya’daki Friedrich-Loeffler Enstitüsü (FLI) 1910 yılından beri çiftlik hayvanlarının sağlığı ve refahını korumak için çalışmalarını sürdürmektedir. Enstitünün diğer amacı ise; hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalıklardan insanları korumak için araştırmalar yapmaktır. Bu Enstitü, aynı zamanda, Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı’nın (OIE) bilimsel uzmanlığında önemli bir yeri olan OIE Referans Merkezleri ağının da bir üyesidir.

Friedrich-Loeffler Enstitüsü (FLI) tarafından yapılan araştırmanın açıklamaları şu şekildedir:

 

SARS-CoV-2 ile birlikte dünyada pek çok kurum ve kuruluş bu virüsün başka hangi hayvanların enfekte olup olmadığı üzerine inceleme ve araştırmalar yapmaktadır. FLI  de tavuk, domuz, meyve yarasası ve gelincik üzerinde enfeksiyon çalışmalarına başlamıştır. Alınan sonuçlara göre: meyve yarasalarının ve gelinciklerin SARS-CoV-2 ile etkin olarak enfekte olabildiklerini, virüsün iyi bir şekilde çoğaldığını ve türdeş hayvanlara bulaştığını göstermektedir

 

 

Özellikle çiftlik hayvanlarının insanlar ile yakın temas içinde olduğu bilinmektedir. Dolayısı ile tavuklar ve domuzlar SARS-CoV-2’ye karşı ne kadar duyarlı olduklarının tespit edilebilmesi için test edilmişlerdir. Hayvanların enfekte olup olmadıkları, patojenlerin çoğalıp çoğalmadıkları ve hayvanların hastalık semptomları gösterip göstermedikleri incelenmiştir. Aynı zamanda hayvanların dışkı yolu ile patojenleri yayıp yaymadıkları, dolayısı ile insan sağlığı açısından herhangi bir riske neden olup olmadıkları da test edilmiştir.

 

Deneysel koşullar altında ne tavuklarda ne de domuzlarda SARS-CoV-2 enfeksiyonuna karşı herhangi bir duyarlılık tespit edilmemiştir. Halihazırdaki mevcut bilgiler çerçevesinde sözkonusu hayvanlar virüs ile enfekte olmamakta ve dolayısı ile insan sağlığı açısından herhangi bir potansiyel risk oluşturmamaktadırlar.